İstanbullu Gelin’deki terapistDizi Haberleri Tv Gazetesi Bugün Dizi

29 Temmuz 2021 - 08:48

Elçin Sangu İle Çok özel

Elçin Sangu İle Çok özel
Son Güncelleme :

11 Eylül 2018 - 16:41

Elçin Sangu: ‘Herkes çocuk sahibi olmak zorunda değil!’

Çok yakında başlayacak olan Türkiye’nin ilk vampir konulu dizisi Yaşamayanlar’ın Mia’sı Elçin Sangu, InSTYLE’dan Deniz Tokgöz’e konuştu. İşte Bilior’un gözünden o röportaj…

Elçin Sangu dizide dönüştürücüsü olan vampiri bulup yeniden insan olmak isteyen Mia isimli bir vampiri canlandırıyor. Zamansız, mekansız ve hatta mevsimsiz bir hikaye izleyecekmişiz.

Gün gece karmaşası da var, bunun amacı zamandan ve mekandan koparmak izleyiciyi. Yaptığımız şey hayli deneysel. Hoşgörüyle karşılanması gerekiyor, sanırım izleyiciden en önemli beklentimiz bu.

Çekimler İstanbul’un farklı semtlerine dağılmış durumdaymış…

blank

Şehri daha iyi tanımamı sağladı Yaşamayanlar’ın seti ve dijital platform için bir iş çekiyor olmak, bölümlerin 45 dakikayı geçmeyecek olması ya da ilk sezonun toplam sekiz bölüm olması daha az çalıştığımız anlamına gelmiyor kesinlikle. Bir vampirler gurubu var, bir de vampir avcıları. Vampirler tarafından işgal edilmişler, sevdiklerini, ailelerini kaybetmişler vampirler yüzünden. İnsanlar ve vampirler arasında devam eden bir savaş. Mia da çok uzaklardan, okyanus Ötesinden bu şehre geliyor dönüştürücüsünü bulmak için.

Peki Elçin projeye nasıl dahil olmuş?

Fikir olarak bile olsa, böyle bir şeyin yapılacağını duyduğum anda Alphan’ın (yönetmen Alphan Eşeli) yanına ’Merhaba ben Mia’ diyerek gittim. Ben girerken henüz kimse yoktu. İsimler eklendikçe işin rengi değişmeye ve heyecan katsayısı da artmaya başladı.

Dijital platform konusunu sormak istiyorum kendisine, izliyor mu bu platformlardaki diğer işleri, bir kıyaslama yapabilir mi kendi tecrübelerine dayanarak?

Sansür konusunda, içeriğimize karışılması konusunda rahat bir nefes alabilirsek hayalimizdekine yakın bir sonuç çıkarmamız da kolaylaşır elbette. Blutv’nin içeriği paralı bir içerik her şeyden önce, bu da daha özgür olduğumuz anlamına geliyor. Vizyonumuzun genişlemesi için ben kendi adıma elimden geleni yaptım diğer dijital projeler yayınlanmaya başladığında. Hepimizin de destek olması gerektiğini düşünüyorum. Televizyon herkese açık olduğu için orada alanınız daha dar. Alanınız daraldıkça da yaptığınız oyunculuk kısıtlı oluyor. Yaşamayanlar’a gelecek olursak, çok yüklenenler olacak, “Helal olsun!’ diyenler olacak. Ne olursa olsun, benim için önemli olan bizim böyle bir şeye cesaret edebilmiş olmamız, şu anda bu bile bir başarı. Önemli olan bir taşın altına elini koyabilmek, kendin istediğin için bir şeyleri yapabilmek.

blank

Kiralık Aşk biteli bir buçuk sene oldu ve çok bekledi Elçin Sangu doğru, farklı, kendini zorlayabileceği yeni bir işin içine girmek için.

Yaptıklarımdan olabildiğince farklı bir şeyler yapabilmek için bekledim ben. Hayatım boyunca fantastik şeyler izledim, kendim mutlu olayım diye, bir şey deneyimleyeyim diye girdim bu işe. Bu bir zevk meselesi, her şey gelebilir başına, yayından da kalkabilir, bunu bilemeyiz. Ben bunu kendi keyfim için yapıyorum.

Peki Elçin’in favori vampir hikayeleri neler?

Hepsi. Gerçekten hepsi. Gençlik dizilerinden, en dramatik filmlere kadar her birini izledim. Ama illa bir favori seçmem gerekirse Let The Right One In olur cevabım.

blank
Aynı telden çaldığımızı bu cevabı duyunca daha iyi anlıyorum. Bahsettiği film İsveç yapımı -daha sonra bir de Amerikan versiyonu çekildi- günümüzde geçen bir vampir hikayesi. 12 yaşında görünen vampir bir kız ve yeni tanıştığı komşusunun sıra dışı arkadaşlıklarını anlatan insani boyutu yüksek ve son derece yalın bir film.

Çok eskiden çekilmiş bir Türk vampir filmi var fakat kayıtlarına ulaşamıyoruz. Hatta görüntülerini kullanmak istedik ama işte ne yazık ki bulunamıyor. Başka şeyler de var, kimsenin bilmediği mit ve hikayeler İstanbul’la ilgili. Onların arasından da kullanacağımız şeyler olabilir. Nosferatu afişini göreceğiz mesela bir yerinde. Aralara serpiştirilen bu tip detay ve referanslar olacak. Kendi kanıyla tablo yapan insanlar var. Umuyorum bunların hepsi bir şekilde entegre edilecek hikayeye.

Aradan geçen zamanda da Sangu çok özlediği ama daha da önemlisi ihtiyacı olan tatilleri yapma imkanını buldu.

Tayland, İtalya, Yunanistan… Belki üç ay hiç yerimde durmadım. Arkadaşlarımı gördüm bol bol, ben yalnız olmayı sevmiyorum, evde oturacaksam bile yine arkadaşlarımla oturmayı istiyorum, hani boş boş duracak olsak bile beraber boş boş oturalım. Anaç bir insan olmuşum ben meğerse, çocuğuna ’Hadi bir lokma daha, yersin yersin,’ diyen o anneler gibi davranıyorum arkadaşlarıma.

blank
Anne olmak isteyip istemediğini soruyorum hazır konu açılmışken…

Daha değil. Şu anda değil en azından, hayatımdan memnunum ama günün birinde olabilir neden olmasın?” Hem herkes çocuk sahibi olmak zorunda da değil, evlilik de evlilikten hemen sonra gelen çocuk beklentisi de hep toplumun etiketleme çabaları.

Peki nasıl bir çocukmuş Elçin Sangu?

Çok bilmiş, büyümüş de küçülmüş çocuklardandım. İnsanlar çok eğleniyorlardı benimle. Büyük gibi oturup konuşur anlatırdım, Öyle atıp tutmazdım da, mantıklıydı söylediklerim. Annem çalıştığı için onu her gün başka bir kılıkla karşılardım evde, neşelensin diye. Elektrikler kesilirdi mesela, hemen kapardım akordeonu çalmaya başlardım evdeki insanlar sıkılmasın diye. Annem çok severdi elektriğin kesilmesini bu yüzden.

blank

Annesinin yanı sıra teyzeleri de hep yanı başındaymış büyüme çağında…

Çok kadınla yetişmek hem çok güzel hem de çok eğlenceli bir şey. Her şeyi çok küçük yaşta öğrendim ben ve o kadar rahat ettim ki sonrasında. Yedi yaşından beri yemek yapıyorum mesela. Her gün çeşitli görevlerim olurdu, görevsiz bir günüm yoktu. İyiki de yapmışım, iyi ki de yaptırmış annem yani.

Spor yapmayı çok seviyor, yıllarca voleybol oynamış. Pilates, yoga… Zaten vücuduna baktığınız zaman anlıyorsunuz, ince ama kaslı ve diri bir postürü var.

blank
Dövüş dersi aldım Yaşamayanlar’daki dövüş sahnelerim için. Gördünüz çürüklerimi zaten. Spor yapmayı çok sevdiğim için bunu da çok sevdim. Şiddet eğilimim olduğunu düşünmeyin, vücut koordinasyonunu geliştiren bir şey sonuçta.

Peki en çok kimle çekiyor bu dövüş sahnelerini?

Aslında en büyük spoiler da bu. Erkek kahraman beklemesin sakın kimse, burada en önemli kahramanlar kadın!

Rol modeli olmadığını biliyorum, fakat yine takdir ettiği beğendiği bir oyuncu olup olmadığını soruyorum.

Meryl Streep. Duruşu, doğallığı ve tabii oyunculuk kabiliyetiyle her zaman çok beğendiğim bir kadın.

blank

Dizi Medya Dizi Haberleri Güncel Dizi ve Magazin Sitesi

İstanbullu Gelin’deki terapist Başlıklı Habere Lütfen Değerli Yorumlarınızı Yapınız

dizimedya.com dizi ve medya siteniz

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
blank